01- Makalelerim

KRİZ Mİ? ‘Hadi canım sende’

Ülkenin ikinci cumhurbaşkanı  Devlet Adamı İsmet İNÖNÜ politikaya geri dönüp bu güne benzer uygulamalarla ülkeyi kendi   Aydında ki çiftliği zannederek, kuralsız,yasaları kendi isteğine göre yorumlayarak uygulayan, meclisteki çoğunluğu kapı kulu modeli görerek alt kültürdekileri önemli insanlar gibi kullanarak  parlamentoda ki azınlığı yok sayarak  ekonomiyi ve dış ilişkileri hatta ülkenin iç  yaşamını kendi evindeki yaşam modeli gibi yönetme arzusu, bu olayların yarattığı krizlerden birisinde  İNÖNÜ tarafından söylenen ‘Hadi canım sende ‘ sözcüğü ile değer bulmuştu. Okumaya devam et

KİŞİSEL PR ve TELEVİZYON KONUŞMALARINIZ

Değerli meslektaşlarım. Dünyada ve globalleşme ile ülkemizde de popüler çok  izlenen bir iş kolu haline gelen  PERAKENDE  de özellikle yazılı basın,ekonomi sayfaları  ve çokca da görsel basın  televizyonda sektörel olarak veya yöneten insan olarak bilinme ,merak edilme ve izlenme oranımız artmıştır.

Her işte olduğu gibi burada da karizmatik yapı, duruş, bilgi, yaratıcılığı farklı olanlar önde, aranılan ve hep konuşulan kişi olacaktır.

Bunun için kişisel PR ınızı sistematik ve ayakta tutan ve güçlü egolar her zaman tanınma arayışı içindedir.bunun için popülaritesi olan ama tarafsız veya çoğunluğun kabul verdiği bir iş veya  sosyal kulüplere üye olun, bulunduğunuz kentte veya iş dünyasında sektörel olarak yapılan doğru toplantılara katılın olanak varsa konuşmacı olunuz.

Medyanın kullanabileceği belge ve bilgilerinizi zarif bir  mesaj ile aktarın. Sosyal etkinlikler veya sosyal sorumluluk projeleri içinde yer alınız.  Olanak varsa bir üniversitede ders veriniz ve küreselleşen bilgileri izleyiniz ve önce kullanmaya çalışınız.  Ödül ve onur belgeleri kazanmaya çalışınız. Yönetim kurulu veya danışmanlık kurullarında yer alınız. En azından bir iş kitabı yazınız, konuşmalar yapınız.

Göreceksiniz, kişisel PR ınız size önemli yatırımlar olarak geri dönecektir. Okumaya devam et

BİRAZDA FELSEFE YAPALIM “İki”

Yıllar önce Market dergimizde Birazda felsefe yapalım diye bir makale yazmıştım. Kuruluşumuzun genel müdürü Ergün Güler,beni arayarak perakende içerikli bir dergide felsefe yazısının nasıl olacağı konusunda endişeleri olacağını söyledi.

Kendisine Perakendecinin yetenekli ve sağlıklı düşünen doğru zamanda doğru kararları  verebilen ama bir dakikanın geç ve erken olacağını fark edebilen zekada olması gerktığine inandığım için, felsefi kavramları algılayamayan perakendecinin saman alevi gibi olacağına inandığımı söylemiştim.

Okumaya devam et

LİDERLİĞE HOŞ GELDİNİZ

Çalışma yaşamınızda bazen elinizde olmadan liderliğe sürüklenir  veya liderlik gereken işlerle görevlendirilebilinirsiniz.

Özellikle.böyle bir talebinizin olmaması veya kişisel hedeflerinizin daha sonraki aşamalarında böyle bir kariyer planlaması yapmışsanız

Belkide hazırlıksız  yakalanmanın çelişkilerini ve zorluklarını yaşayabilirsiniz.

Ayrıca tepe yönetimi bazen işlerin iyi gitmemesi nedeni ile günlük dengelemeyi yapabilecek insanı var olan takım  içinde arayışa da girebilir.Onlar için,

Günlük dengelemeyi yapabilen LİDERLİKTİR * Okumaya devam et

SAVAŞ VE BARIŞ

Geçen hafta tekrar Polonyada idim. İnsan evden uzak olunca aklına birsürü değişik karşılaştırmalı gariplikler geliyor.

*Antalya çevresinde yangın bitti 5.4 milyon YTL zarar var denildi. O da tahmini imiş.

*Ülkenin birinde ise yüzyıllık ağaçların yaşlanması nedeni ile zaten orman ülkesi olan yerde bu yıl % 12 orman alanı arttırılmasına başlanmış.

*Hava limanındaki şekilsiz suratlı polis pasaportları kontrol ettikten sonra ücretini ödeyen insanların suratlarına doğru pasaportlarını atarken.  Öyle bir mekanda görev yapmanın kıymetinin farkında olmadığını anladım. Burada böyle olan acaba ırak bir yerde vatandaşa neler yapar diye aklımdan geçti.Sonrada bu ülkenin insanının kendi polisini sevmemesine hak verdim.

*Sadece 2 saat önce başka bir yerdeki  hanım polis ülkesini beğendik mi acaba sorusunu hem İngilizce vede Fransızca sordu ayrıca iyi uçuşlar diledi. Okumaya devam et

Hepimiz Aynı Gemideyiz

Bir devletin gücü, bireylerinin önünde ve dünyadaki diğer devletler nezdinde kredibilitesi yasaların eşit olarak zamanında ve adil olarak uygulanmasıdır.Zaten Anayasamızda bu net bir şekilde de belirtilmiştir.
Her bireyin kişisel haklarının yanı sıra uluslararası hukukla da örtüşüyor olması özellikle ticaret erbabı olan ve her zaman yerelden ulusala oradan da uluslararası olmaya sıçraması için destek olduğumuz,yol gösterdiğimiz meslektaşlarımızın artık sadece kendi şirketinin cirosunu arttırma çabası değil içinde yaşadığı ülkenin, kendisine bu olanakları veren devletin ve kurumlarının, çocuklarına bırakacakları mirasın sadece ailesinin değil milli birer servet diye isimlendirdiğimiz şirketlerinin adil ve memleket perver bir yapıda vergisini veren, bu ülkenin insanlarını ekmek kazanan yarın onarlın çocuklarının bizi bekleyen Mehmetçik,öğretmen,hukuçu Vb olacaklarını unutmamalıyız. Onlar bizim de çocuklarımız. Okumaya devam et

VEHBİ BEYİN PARASI

VEHBİ BEYİN PARASI 

Geçtiğimiz aylarda perakendenin önemli şirketlerinden MİGROS TÜRK Koç Holding tarafından elden çıkartıldı. Taze para ve prestij firması ve karlı bir şirketin neden satıldığı konusunda bütün gazetelerde, ilgili platformlarda değişik fikirler ileri sürüldü.Bunların bazılarında doğruluk payı varken bazıları da tam bize yakışan formatları ile  değişik senaryolar ortaya atıldı.
Aynı  RAMENKA’ ların KOÇ un  kuruluştan beri Rusyada ortağı  olan ENKA ya satılması sırasında ortaya atılan varsayımlar gibi. Tabiî ki ENKA nın perakende bizim işimiz değil diyerek  Ruslarla anlaşması gibi.
 

 

Koç Holding açıkladığı yeni yol haritasında başka   ve daha azaltılmış  sektörlere yönlenme arzusu 1954  yılından bu yana önemli perakende markası MİGROS TÜRK’ün  ilk kuruluştaki büyük ortağı İsviçre kooperatifler birliği ve akabinde büyük ortak Koç’tan sonra, yüzde 50.8 hissesi İngiliz yatırım fonu  BC  Partners tarafından kontrol edilen Moonlight Capital’e satıldı. Satış fiyatı ise bazı yorumculara göre  spekilasyonlara açık bir miktar olarak belirtildi.

Migros bir dönem sadece faaliyet karları ile değil, faaliyet dışı karlarla da adından bahsettirdi. Ama o zamanın tepe yönetimi bunu şirketin tüm karı gıbı lanse ederek  kamuoyunda pirim yapmayı da denediler.

Rekabetin çok cılız olduğu dönemde,Koç holdingin finans gücünü ve kamuoyu  gücü ile birleştirerek gerçekten dev adımlar atarak sektörde herkeze lider olacak,öğretici olan ve sektörün dinamiklerini değiştirecek yenilikleri ülkeyede kazandırdı.Belli bir gücü yakaladıktan sonra sistemin çarkı, içeriden ve dışarıdan tüm engellemelere rağmen dönmüştür.

Özellikle Migros-Tansaş evliliğinde  çalışanların ve özellikle satın almanın dokularının uyuşamaması, bir tarafın tavsiye hareketi iç huzursuzlukları yaratmıştır.Söylenenlere göre de hala devam etmektedir.

Ancak bütün bunlara karşılık 2007 de 4.8 milyar YTL ciroyu yakalaması, dünya perakende devler liginde  236.sırada yer alması işin keyifli ve başarılı yanıdır.”Wal-Mart 345 Milyar Dolar,  Carrefour  98 Milyar Dolar”

Migros Türk’ün bu güne dek olan başarılarını sadece kendi  yönetim çabalarına bağlamak, eksik olur düşüncesindeyim.

Eğer Koç Holdingin uyguladığı genel yönetim ,transfer, reklam, ekonomik, eğitim,diğer perakende şirketleri ile dayanışma, pazar oluşturma politikalar içinde yer almasa idi aynı başarıyı bu kadar kolay gösterebilirmiydi. 

Tartışabilinir. Bazen gücün karşısında ürkmek sadece sosyal yaşamda olmaz ve  iş yaşamında mutlaka olur.Büyüyen yapı içerisinde,  sayısı kabarık çalışan sayısı o kuruluşu yönetmeyi zor hale getirir ve birde minik gibi görünen ama çok yapılan hatalar sistemin içinde yer aldığı büyük parçayı rahatsız eder hale gelir.
 
Acaba Migrostada böylemi oldu?

 

 

Nereden mi çıkarıyorum?

Market dergisi mayıs 2008 sayısında 40. sayfadaki Migros haberinde yeni sahibi BC Partners in başına eski Koç CEO su ve yaklaşık10 yıl Migros genel müdürlüğü yapan Bülend Özaydınlı’nın getirilmesi sorusuna, Koç Holding  Gıda ve Perakende gurub başkanı Ömer Bozer’in-No comment “Yorum yok” diyerek  yanıtlaması  bunu da aklımıza getirdi.Galiba bazılarının Migros’un satışına muhalefet ettiği için görevlerinden uzaklaştırıldığı fısıltılarıda kamuoyunda ve ,yorumlarda vardı.İyi bir fiyata satılan Migros, bir dönem iyi bir kadro ile çalışıyordu,Rekabet ve etrafta boştu.Birde Rahmetli Vehbi beyin parası ile  girişimler  ve yatırımlar cesurca yapılıyordu.

Şimdi İngilizler var.

Bakalım ne olacak?

Kalın sağlıcakla. 

yaman@yamanozgun.com
 
 

 

 

BİR MAĞAZA ÇOK POŞET

BİR MAĞAZA ÇOK POŞET 

Yıllar önce elektronik sistemlerden yararlanamadığımız, bilgisayarın olmadığı dönemlerde kendimize göre yöntemler bularak ölçümler yapardık,Yeni açılan ilk yabancı marketin otoparkında çeşitli saatlerde otomobilleri sayar,kendimizce istatistikler çıkarırdık.

Bir mahalleden geçerken çöp kutularında hangi marketin poşetlerinin kullanıldığına gözucu ile bakarak, o yörenin tercihlerini gözlemlerdik.Fiyatları gizli müşterilere veya  görevlendirdiğimiz çalışanlara erken saatlerde tesbit ettirmeye çalışır ve günlük fiyat politikalarımızı belirlerdik. O dönemde olmayan İn-srt mantığıZaten bir mağazada dolaşan  veya ayrılan müşterilerde o mağazanın poşetleri olurdu.Günümüzde hızla oluşan rekabet ortamı ulusal, uluslararası ve yerel marketlerin birbirleri ile hatta dıscountlarında içine girdiği bir  yarış haline dönüştü. Artık bir mağazadan çıkan veya poşetleri arabalarına yerleştiren müşterilerin farklı mağazaların ve sistemlerin poşetlerini taşıdıklarını izlemekteyiz.

Demek ki müşteriler tek mağazadan alışveriş yerine kendisine faklı sunumlarda bulunan, iyi ve uygun fiyatlardan yararlanma ve kendi iç ekonomilerini doğru kullanma zorunluluğuna uymuşlar demektir.Ülkenin genel ekonomik istikrarsızlığı, tüketicinin yaşadığı ve tattığı   gerçek enflasyon, bazı zorlamaları ve seçenekleri yaratmıştır.Yıllar önce  kendimize göre bulduğumuz basit mantıklı uygulamaları artık aynı mağaza içinde veya önünde farklı poşetlerden de anlayabilmekteyiz.Müşterilerin ceplerinden çıkan kaynağın bizim mağazalarımıza akmasını sağlamaya çalışırken aynı zamanda müşteri sadakatını da yaratmak veya sürdürmek zorunluluğu artık daha rasyonel,akılcı ve tutarlı pazarlama tekniklerini de zorunlu hale getirmiştir.Küreselleşme ile birlikte ekonomininde kendi iç dinamiklerinde değişimi yarattı. 

Geleneksel ekonomi, Ürün ve hizmetleri temel alır, İşletmenin başarısı Pazar payı ile ölçülür, işletmenin odağı ise ölçek ekonomisi ve üretimde verimliliktir.  Yeni ekonomi,  Bilgiyi temel alır. İşletmelerin başarısı Pazar ve Web sitesinin ziyareti,hatta sanal ortam satışları ile ölçülür. İşletmenin  odağı ise teknolojinin gelişimi ile ilgilidir.  Geleceğin ekonomisi, İşlenmiş bilgi temellidir. İşletmelerin başarısı cüzdan payı ve karlılık ile ölçülür. İşletmelerin odağında, müşterilere ulaşılmasında,hizmet edilmesinde ve onların kazanılmasında sağlanan verimlilik yer almaktadir * Hatta bazı uygulayıcılar, yöneticiler, akademisyenler bu yeni trendlerKüreselleşme ve  ortaya çıkan yeni tüketici anlayışları ve müşterileri beklentilerinin hızlı değişimi, dünyada ürün yelpazesinin farklı gelişimleri, yeni isimli ve lezzetli ürünler nedeni ile bu hıza ulaşamayan hantal sistemlerdeki,hantal pazarlamacılardan şirketleri korumak için yenir söylem ortaya koymuşlardır.

“Pazarlama,  sadece pazarlama  bölümünün yönetimine bırakılmayacak kadar önemlidir” 

 

Buradan yola çıkarak,  stratejik pazarlamada geleneksel yaklaşım ile yeni yaklaşımları  karşılaştırdığımızda  karşımıza şu söylemler çıkacaktır. 

Stratejik pazarlamada geleneksel yaklaşım*-Pazarlama işlevlerini  sadece pazarlama bölümü yapar.-Pazarlama ile uğraşanlar müdahale etme yöntemi ile müşterinin ilgisini çeker.-Pazarlama, yeni müşteriler kazanmayı hedeflerç-Pazarlama,günlük işler ve satışa odaklanır.-Pazarlama giderleri “harcama” olarak görülür.  Stratejik pazarlamada yeni yaklaşım-Pazarlama.bölümler arasında müşteri değerini araştırma,yaratma ve sunma faaliyetlerini örgütler.-Pazarlama ile uğraşanlar, reklamlarını ve mesajlarını izin alarak müşteriye ulaştırır.-Pazarlama, müşteriyi elde tutma ve müşteri bağlılığı oluşturmayı hedefler.-Pazarlama, yaşam boyu müşteri değerine ulaşmakla ilgilenir.-Pazarlama harcamaları “yatırım” olarak algılanır. 

Yeni stratejilerle iyi kazançlar dilerim. Kalın sağlıcakla… 

 

yaman@yamanozgun.com 

*Yrd.Doç.Dr.N.Figen ERSOY

ZÜLFÜ LİVANELİ

ZÜLFÜ LİVANELİ

Değerli okurlarım sektörün,özellikle yerel marketlerin atılım yapmayı başarabildikleri son altı yılda ,mağazalarının iç düzeninden, ürün gamının zenginliğine kadar, satış tekniklerinden satın almada marjların düzenlenmesine dek büyükleri, ulusal marketleri,kendilerine yol gösterilmesi ile yurt dışına çıkabilmeyi becerebilmeler ile orada gördükleri ve olanakları rahatça kazanmaya başladıkları için rekabette yine bir yerel zincirle rekabet edebilmek için harcamaya başladılar. Hatta bazıları unutup görmezden gelse bile “Ekonomi yayınları”nın girişimi ellerinden tutması ile çok zor olan olgu yaratılarak örgütlenebildiler.
Hatta daha ötesi bölgelere yayılarak federasyon haline bile geldiler.
Ve
Nereden çıktı bu Zülfü LİVANELİ dediğinizi duyuyorum. Okumaya devam et

KANTİNDEN MARKETE

Üniversite dönemlerinin en keyifli  mekanları,unutulmaz anıların , söyleşilerin yapıldığıDaha çok az olan yaşanmışlıkları büyük deneyimler gibi görerek hatta daha ileri giderek memleket sevdalısı olarak vatanı kurtardığımız yerlerdi kantinler.Hoş arkadaşlıkların başlatılma çabalarının merkezi,  maça ve sinemaya gitmek için buluşma merkezleridir.Oysa zavallı kantinlerde çift kaşarlı tost ayran ve çay seçenekleri dışında pek bir şeyler  yoktu yıllar  öncesinde…Şimdilerde ise  kanatlı ped’ten   enerji içeceklerine dek her ürünün bulundurulduğunu biliyorum.Hatta özel üniversite kantinlerinin biraz abarttığını da gördüm.Bunları neden yazıyorum! Okumaya devam et